içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Taşlar nasıl döşendi? - 15 Temmuz 2019

Cuma günü Erdek Piri Reis Camiinde Cuma namazı öncesi vaaz dinliyorum. Vaaz ve Hutbenin konusu tahmin edeceğiniz gibi 15 Temmuz darbe girişimi.

Vaiz, vaaz sonunda 15 Temmuz darbe girişimine değindi. “Devletimiz kurulduğundan beri nice iç ve dış tehditler atlatmış olsa da,ilk kez bu kadar büyük bir organize çete kendi bayrağına, kendi vatanına ihanet ederek, insanlarımızı, şehirlerimizi, gönüllerimizi harap ettiler. İstikbalimize kastettiler. Aziz milletimiz meydanlara döküldü, darbeye karşı darbe yaptı. 251 şehit verdik. Çok sayıda vatandaşımız yaralandı, gazi oldu. Darbeciler bunu din kisvesi altında yaptılar” dedi. Sözlerini de “15 Temmuza giden yolların taşları nasıl döşendi? Bundan sonra bunların tekrarının olmaması için neler yapmalıyız?” dedikten sonra vaazı tamamladı.

15 Temmuzda bağımsızlığımıza kast eden hain terör örgütünü, darbe girişine karışanları zemin hazırlayanları ve yol verenleri şiddetle kınıyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum.

Gelin birlikte bakalım 15 Temmuza giden yolların taşlarının nasıl ve kimler tarafından döşendiğine. Bunun için biraz gerilere gitmek gerekiyor.

80 öncesinin en önemli sloganlarından biriydi. “Ya bir taraf olursun ya bertaraf olursun!” bertaraf olmamak için bir taraf olmak zorundaydın. Yalnız insan, kimsesiz insan, dayanacak bir desteği olmayan insan kolayca ezilirdi. İnsan güvende olmak ister, arkasında dayanacağı bir gücün olması ister. Bunun için de kendinden daha büyük ve güçlü bir bütünün parçası olmak ister.

80 öncesi gençlik hareketlerinin temelinde bertaraf olmamak için bir taraf olmak yatmaktadır. Sağ ve derneklerin taraftar bulmasında en önemli etken kişinin inancı ve düşünme biçimiydi. Sağ sol çatışmaları yüzünden binlerce hayat söndü.

Din Bilgisi seçmeli dersti o zaman. Girenlerin sayısı da çok değildi. Çocuklarını siyasi olaylardan uzak tutmak ve dini eğitim almalarını sağlamak için bazı aileler kendi elleriyle çocuklarını cemaatlere teslim ediyorlardı. Cemaat evlerinde ve yurtlarında kalanların sayıları her geçen gün artıyordu. Çocuklarını bu yurtlara gönderen ailelerin içi rahattı. Ne de olsa okul eğitiminin yanında dini eğitim de alıyorlardı.

Bu yurtlardakalan öğrencilere sorgulamak gibi bir hak tanınmıyordu. Kendilerine verilen kitapları okuyor, katılmaları gereken sohbetlere katılıyorlardı.

Devlet üzerine düşen görevlerini yerine getirmediği için bu boşluğu bazı dernekler, vakıflar ve cemaatler dolduruyordu. Bu 80 sonrası da devam etti. Her geçen gün sayıları daha da arttı.

Cemaatlere veya tarikatları dahil olduğunda oranın gereğini yerine getirmen lazım. Orada bir silsile var, yani bir nevi hiyerarşik düzen. O otoriteyi dinlemen lazım. Bu hiyerarşi düzeni içerisinde senden öncekilerin eğitim durumu, düşünce biçimi, kariyeri, zihin sağlığı hiç önemli değil o ne diyorsa o olur. Sen ona itaat etmek zorundasın orada kalmak istiyorsan.Senden fayda görmeyeceklerini, senin istedikleri şekle sokacaklarına inanmadıklarında, oraya dahil olmanı bile istemezler.

Yıllarca aynı kaynakta beslenen zihinlerin farklı şeyler düşünmesi beklenebilir mi?

Yıllar içerisinde bu çocuklar içerisinde “anam babam sana feda olsun” diyebilenler çıkıyorsa bunu nasıl izah edebiliriz?

İnsanı mankurt yapmak için ustura ile kafalarının kazınması ve yeni kesilmiş devenin boyun derisi gerekmiyor çağımızda. Yavaş yavaş bilinçaltına algı değiştirmeye yönelik çalışma yeterli. Bu tekniğin günümüzde oldukça fazla yolu var.

Yıllar süren bir yolculuk insanları istedikleri gibi yönlendirdiler. Devlet içerisindeki yapılanmalarını hangi yolla gerçekleştirdiklerini gördük, görüyoruz. Dini inançlarına bağlı insanlar yetiştirdiklerini sandık. Türkçe olimpiyatları düzenlediler. Afrikalı birinin İstiklal Marşımızı söylemesine sevindik…

15 Temmuz'a giden yolun taşlarının nasıl döşendiğini anlamak için Şerefli Türk ordusuna kurulan kumpası hatırlamak gerekir. Hem de “Ergenekon Terör Örgütü” adıyla Türk Tarihinin en önemli destanı olan Ergenekon Destanını değersizleştirme gayretini anlamak gerekir. O günün savcısının sözlerini hatırlamak gerekir.

15 Temmuza nasıl gelindiğini anlamak için 2010 referandumunda yargının nasıl teslim edildiğini, anlamak gerekir. Yargının terör örgütü tarafından, nasıl bir hukuk bürosu gibi kullanıldığını hatırlamak gerekir.

Mesela, kozmik odaya nasıl girildiğini hatırlamalı. Memleketin parsel parsel nasıl peşkeş çekildiği, istedikleri her şeyin kendilerine nasıl verildiği hatırlanmalı hocam.

Hocam, 15 Temmuz'a giden yolun taşlarının nasıl döşendiğini bilmek için bunları ve daha fazlasını bilmemiz gerekir. Bir daha böyle bir bela ile karşılaşmamak için de kayırmacılık yerine liyakat ön plana çıkmalıdır. Devlet  yönetiminde adalet ve ahlaki değerler egemen olmalıdır sayın hocam.

Bu yazı 3072 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum