içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Çalışan anneler - 13 Temmuz 2019

Bugün çalışan annelerden bahsetmek istiyorum. Çalışan anne olmak günümüz koşullarına bakıldığında hiç de kolay değil. Annelik çok asil ve zor bir meslek. Bir de kadın çalışıyorsa omuzlarına binen yük daha da artmakta. Çalışan bir anne işinde başarılı olmanın yanında iyi bir eş, anne ve evlat olmak durumunda. Bütün bunların gerektirdiği sorumluluk karşısında çalışan annelerde stres, yetersizlik ve suçluluk duygusu yanında birçok sağlık sorunları da baş gösteriyor.

 Kadınların ev ve iş hayatını daha sağlıklı ve dengeli bir şekilde yürütebilmeleri için çevrelerinden destek almaları gerektiğine inanıyorum. Bütün gün iş hayatındaki yaşadığı stres ve sorunları bir kenara bırakıp eve geldiklerinde ilgi bekleyen bir eş, bütün gün annesini özlemiş bir çocuk ve yapılması gereken bir yığın iş vardır. İş demişken evet birde çalışan kadının çocuğu ve eşinden hariç eve geldiğinde yemek bulaşık çamaşır gibi ayrı sorumlulukları vardır. Bütün bunlar üst üste gelmişken birde çocukla oyun oynamak için zaman yaratmak olağan üstü bir durum. Böyle zamanlarda eşler yükleri paylaşmalı. Erkeklerin bazıları vardır ki işten gelince kendine ayrı ilgi alaka bekler. Çok yorulduğundan yakınır. Çocukla bile ilgilenemeyecek kadar yorgun olduğunu karnın acıktığını söyler. Bir bardak su bile almaya üşenir. Yemekten sonrada köşesine çekilip kumandasını eline alır dinlenmek ister veya dışarı çıkıp arkadaşlarıyla zaman geçirmek ister. Kadın ne yapsın. Oda işten gelmiştir yorgundur ama onu bekleyen birçok iş ve oynamak isteyen çocuk vardır. Bunca sorumluluğun içinde çocuğuyla ne kadar zaman geçirebilir dersiniz? Hem iyi bir anne hem iyi bir eş ve iyi bir çalışan olmaya o kadar koşullanmıştır ki kendisine zaman ayırmayı çoktan unutmuştur.  Böyle olanların sesini duyar gibiyim bir “ahh ahh” çektiniz değil mi?

Ama böyle olamayan eşlerde var tabiî ki. Eşiyle bütün sorumlulukları paylaşıp yükünü hafifleten, her alanda yardımcı olan eşler. Eşine destek olan erkeklere bizim toplumumuzda her ne kadar light erkek gözüyle bakılsa da aslında olması gereken bu. Kadın da çalışırken en az erkek kadar yoruluyor aynı iş koşullarında çalışanlar bile var. O yüzden eşler bu konuda daima birbirine destek olmalı. Böylece kadının yükü azaldığından çocuğuyla daha verimli vakit geçirebilir. Kendine zaman ayırabileceği için daha az stres yaşar ve eşine karşı daha ilgi ve alakalı olabilir.

Evladını bırakıp işe gitmenin nasıl bir duygu olduğunu çalışan bir anne olarak çok iyi biliyorum. Kızım sıcacık yatağında uyurken kokusunu ciğerlerimin son noktasına kadar çekip, içim buruk bir şekilde işe gittiğim çok olmuştur. Bazen de uyanıktır kucağımdan inmek istemez. Boynunu büküp ağlamaklı gözlerle “anne gitme ne olur oyun oynayalım” diye yalvarır arkamdan. Benim en şanslı olduğum noktalardan biri kızıma babaannesinin bakması. En azından gözüm arkada kalmadan sadece kızımı gün içerisinde göremeyeceğim için yaşadığım bir üzüntüyle işe gitmiş oluyorum. Çalışırken aklım onda kalmıyor çünkü biliyorum ki onunda canının bir parçası olduğu için gözü gibi bakıyor. Fakat benim kadar şanslı olmayanlarımızda var. Hiç tanımadığı birisine evladını emanet etmek zorunda kalanlar. Büyük tedirginlik yaşadıkları aşikar. Kreşlerde minicik yavruları döven zalimleri duyunca, evde çekilmiş kamera kayıtlarında çocuk bakıcısının küçücük bir çocuğa attığı dayağı görünce ister istemez aklı çocuğunda işe gitmek zorunda kalıyor. Bu tedirginlik içinde işinde de verimli olamayacağı gibi yaşadığı stres ve suçluluk duygusu da depresyona sürükleyebilir. Allah kimseye böyle durumlar yaşatmasın. Eğer babaanneler, anneanneler hayatta ve sağlıklı ise baksınlar torunlarına. Geliniyle olan bir husumeti dahi varsa torunu için bunu bir kenara bırakıp canının parçasını bilmediği ellere emanet edilmesine izin vermesinler. Böylelikle çalışan kadın aklı rahat ve huzurlu bir şekilde işine daha çok yoğunlaşabilir.

Hayat şartlarının zor olduğu bu devirde kadın erkek demeden herkes çalışıp ailesini geçindirmenin derdine düşmüşken çocuklarımızı bıraktığımız için vicdan yapıyor suçluluk duyuyoruz. Onlar için çalışıyoruz halbuki değil mi? Onlara daha iyi bir gelecek sağlamak için. İstediklerini rahatlıkla alabilmek için. Fakat gerçekten yanında olmamız gereken vakitlerde ayrı kalıyoruz. Suçluluk hissettiğimiz anlarda onlara almak istediklerimizi, okutmak istediğimiz okulları, sunmak istediğimiz geleceği düşününce çalışmamızın gerekli olduğunu düşünüp içimizi rahatlatıyoruz bir nebze. Aslında sanılanın aksine yapılan araştırmalar göstermiştir ki annenin çalışması çocuğu ruhsal olarak düşünüldüğü kadar etkilemiyor. Hatta çalışan anneye sahip çocukların gerek okulda ve gerekse sosyal hayatta daha başarılı oldukları bu araştırmayla ortaya konulmuştur. İşin düşündürücü tarafı ise sorunun çocuklardan değil de annelerden kaynaklı olduğu da araştırmada ön plana çıkmıştır. Anne özel hayatında ve iş hayatında ne kadar rahat ise çocuğu ile olan ilişkisi de o kadar olumlu oluyor. Tam tersi anne sürekli stres altında yaşıyor, çocuğunun bakımı ve güvenliği için düşünceliyse, iş hayatında aksiliklerle karşılaşıyor ve çalıştığının karşılığını alamıyorsa çocuğuyla olan ilişkiside o denli olumsuz olabiliyor.

Demem o ki çalışan kadın her zaman başarılı ve ayakları üzerinde durmayı becerebilen kadındır. Tabiî ki buna destek olabilecek bir aile olursa daha da başarılı olur. Çocuklarımızda bir süre sonra bu duruma alışıyorlar elbette. Çalışan kadınların yükü hafifletildiği takdirde çocuğu ve ailesi ile daha verimli vakitler geçirebilecek. Evet, sevgili eşler sizlere sesleniyorum eşlerinize destek olmalı ve tüm fedakarlığı onlardan beklememelisiniz. Her şey dört dörtlük olmak zorunda değil sadece iyi ve yeterli bir eş ve anne olduğunu hissettirelim o bile kafi. Ailenizin huzuru ve sağlıklı nesillerin yetişmesi yuvanın dişi kuşu annelerin elinde.

 

Bu yazı 4284 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum