içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Yerel kafalar - 6 Kasım 2019

Zeki bir milletiz. Cinliğe kafamızın daha çok çalışsa da vicdanımız da bir o kadar fazla… Bu detayı kesinlikle atlamamız gerekiyor.

Ancak ailelerimizden yetiştiriliş tarzımız bizlerin hayatlarını büyük ölçüde değiştiriyor.

Tabi ki aramızdan kendi yolunu çizebilen arkadaşlarımız ve dostlarımız da çıkıyor.

Fakat ailesinin veya toplumun çizdiği yolu takip edenlerin sayısı kendi yolunu çizenlerin sayısından daha fazla…

Bugün marketlerde birçok ürünün ABD ve İsrail tarafından üretildiğini görüyoruz.

Hatta her fırsatta boykot uygulamak için hazırlanan firma listeleri ise;  görsel bile olmadan hemen aklımızda oluşuyor.

“Aman çocuğum işe girsin, aman sigortası, servisi olsun” sözlerinin arasında yetişen bir nesiliz.

Uçuk fikirler, girişimler, hayaller sürekli çevremizdeki insanlar tarafından olumsuz yorumlanır.

Kısacası hevesiniz kursağınızda bırakılır.

Ama iş ABD ve İsrail mallarını boykota gelince ilk sırada yine bu insanlar olur.

Üniversite dönemlerimde Musa Ak isimli bir öğretmenimiz vardı.

Bizlere sürekli “arkadaşlar yerel kafadan çıkın, Ufak düşünmeyin, şehrin ülkelerin sınırlarını aşın” derdi.

İş hayatına girdiğimden bu yana ise; bu sözün önemi çok iyi anladım.

Ufak düşünen ( yerel düşünen) insanların sözlerinin ne kadar hadsizce olduğunu, aynı zamanda kendilerini de ne kadar yükseklerde gördüklerine şahit oldum.

İş hayatlarındaki kariyerleri 20 yıllara dayanmış insanların aciz yaşamlarını gördüm.

Aileleri tarafından sürekli aşağılanan ve küçümsenerek pasifleştirilen çocuklar tanıdım.

Sadece bir Tweet ile sallanan ülke ekonomisi gördüm.

Hep suçlu aradık ama 1 hafta sonra hayallerimizi, yaşanları boykotları her şeyi unutup yaşantımıza devam ettik.

Fikirlerimizde, düşüncelerimizde, doğrularda ve yanlışlarda hep yerel kafada kaldık.

Kendi markalarımızı, savunma sanayilerimizi geliştirmekte geri kaldık.

Meyve veren ağaçları hep taşladık.

Yıllarca devletin her kurumuna sızan derin devlet oluşturan ve yüzlerce vatandaşımızı şehit edip, milyonlarca insanımızın haklarına giren FETÖ’yü bile yılar yıllar sonra fark ettik.

Senelerdir PKK belasından bir türlü kurtulmadı bu ülke…

Canlı bombalar patladı, askerlerimiz şehit oldu, çocuklarımız ve  kadınlarımız öldürüldü.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük Başarsının altındaki en önemli nedenlerden biri de ulusal bir düşünce anlayışına sahip olmasıydı.

 “Bir ulusun asker ordusu ne kadar güçlü olursa olsun, kazandığı zafer ne kadar yüce olursa olsun, bir ulus ilim ordusuna sahip değilse, savaş meydanlarında kazanılmış zaferlerin sonu olacaktır. Bu nedenle bir an önce büyük, mükemmel bir ilim ordusuna sahip olma zorunluluğu vardır.”  okumuş olduğunuz Atatürk’ün bu sözü de aslında anlatmak istediğimi açıklıyor.

Eğitimli, bilgili ve cesur bir toplum yetiştirmeliyiz.

Sanayide teknolojide 1’nci olmalıyız ki kahraman ordumuzun sahadaki zaferlerinin de bir anlamı olsun.

Aileler ve toplum geleceğimiz olan çocuklarımızı bunları göz önüne alarak yetiştirmelidir.

Çocuklarımızı SSK’ya servise bel bağlanmadan, kendi şirketlerini kurmasında, istekleri bölümde ilerlemelerinde destek olmalıyız.

İlk önce yerelden ve basitten çıkıp gelişmeliyiz.

Biz güçlü bir orduysak, daha güçlü bir ilim ordusu da olabiliriz…

 

Bu yazı 1964 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum